HIZLI ERİŞİM
Home / Yaşam / DOLMABAHÇE SARAYI

DOLMABAHÇE SARAYI

Dolmabahçe Sarayı, 1843 yılında başlanmış ve 1856 yılında yapımı tamamlanmış bir saraydır. Saray, Sultan Abdülmecid tarafından yaptırılmıştır. Yapılış nedeni, Topkapı Sarayı’nın zamana göre yetersiz kalmasıdır. Osmanlı padişahlarının konaklama ve resmi törenleri için kullanılmış olan bu saray. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk 1938 yılında burda hayata gözlerini yummuştur.

Sarayın bulunduğu konum, antik çağlardan beri doğal bir liman görevi görürken; 15. yüzyılda Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’un fethi için Haliç’e doğru gemileri yürüttüğü yer olarak da rivayet edilir. Osmanlı döneminde, 17. yüzyılda bu koyun doldurulması sonucu “Dolmabahçe” adını almıştır. Ancak padişahların has bahçesi olarak kullanılan bu alan, 19. yüzyıla kadar burada yapılan ahşap köşk ve kasırlarla “Beşiktaş Sahil Sarayı” olarak anılmıştır. “Dolmabahçe” adı ise II. Abdülhamid döneminde kullanılmaya başlanmıştır.

Dolmabahçe Sarayı, modern ve Avrupa tarzı mimarinin Osmanlı ile birleştiği bir yapıdır. Mimari özelliklerinde Barok, Rokoko ve Neoklasik tarzların birleşimi dikkat çeker.

Dolmabahçe Sarayı’nın avlusu oldukça geniştir; estetik ve işlevsel açıdan büyük önem taşır. Sarayın Boğaziçi tarafına bakan avlusu, sarayın büyüklüğünü ve ihtişamını yansıtırken zarafetini de hissettirir. Avlu iki kısımdan oluşur: Serin Avlu ve Sıcak Avludur. Serin Avlu, sarayın resmi girişini karşılar; törenlere ve ziyaretçilere ayrılmıştır. Sıcak Avlu ise daha çok sarayın iç alanlarına geçişini sağlar ve özel alanlara açılır.

Avluya girdiğimizde dikkatimizi çeken Saat Kulesi, aslında sarayla beraber yapılmış gibi görünse de saraydan yaklaşık 50 yıl sonra, Dolmabahçe’den esinlenerek II. Abdülhamid’in emriyle inşa edilmiştir. Beşiktaş Sahil (Saltanat) Kapısı, konumu gereği Boğaziçi’ne açılan ana kapıdır. Padişahlar ve önemli devlet adamları, deniz yoluyla saraya girerken bu kapıyı kullanmışlardır.

Avlunun dört bir yanında saray bahçeleri ve çeşmeleri bulunur. Bahçeler, selamlık ve harem bölümlerinin bağlantısını sağlar. Bahçelerin yapısı, Avrupa bahçecilik anlayışından etkilenerek düzenlenmiş; geometrik çiçek parterleri ve geniş yürüyüş yollarıyla dikkat çeker. Avlunun merkezinde görkemli bir süs havuzu yer alır; çevresi heykeller ve korkuluklarla çevrilmiştir. Avluda atlı arabalar için yollar düzenlenmiştir. Genel olarak avlu çevresi; düzenli, simetrik çiçek parterleri, yeşil alanlar ve yol hatlarından oluşur. Saray yapısında olduğu gibi bahçe düzeninde de Avrupa etkisi göze çarpar.

Elif Rana BAYINDIR

Kaynakça

Etiketlendi:

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir