Peyzaj Mimarlığı gibi doğa ve insan arasında köprü olan bir meslek, yapay zekâ gibi ‘doğadan uzak’ bir kavramla ortak noktada buluşabilir mi? Doğadan uzak diye nitelendiriyoruz fakat Yapay Zekâ pek de doğadan uzak sayılmaz. Çünkü Yapay Zekâ dediğimiz kavram insanın doğayı taklit etme isteğiyle ortaya çıkmıştır diyebiliriz.
Peyzaj Mimarlığı doğa ile insan arasında bir köprü ise Yapay Zekâ da insan ile veri arasında bir köprüdür. Biz bu iki köprüyü birbirine nasıl bağlayabileceğimizi konuşacağız.

Yapay Zekâ, biz tasarımcıların yerini alacağı düşünülen bir araç sanılsa da zamanı daha iyi kullanmaya imkân sunan bir araç olabilir. Örneğin;
- Tasarım ilhamı sağlayabilir ve bu da tasarım sürecini hızlandırmaya, sıkıcı adımları atlamaya ve biz tasarımcılar için daha yaratıcı olasılıklar sunmaya yardımcı olabilir.
- Veri analizi ve karar verme desteği sağlayabilir. Peyzaj tasarımı ve yönetimi, coğrafi bilgi, iklim verileri, toprak kalitesi vb. büyük miktarda veri içerir. Bu verileri yorumlayarak analiz edebilir, karar verme desteği sağlayabilir.
- Akıllı rehberlik sistemleri aracılığıyla, ziyaretçilerin ilgi alanlarına göre etkinlikler önerebilir. Manzara noktaları, yorumlar ve etkileşimli deneyimler hakkında bilgi sağlayarak ziyaretçi katılımını ve memnuniyetini arttırabilir.
- Sürdürülebilirlik değerlendirmesi sağlayabilir. Bitki seçimi ve biyolojik çeşitliliğin korunması dahil olmak üzere farklı tasarım şemalarının ekosistem üzerindeki etkisini simüle edebilir ve değerlendirebilir. Ekolojik dostluk ve sürdürülebilirliği sağlamak için çalışabilir.
- Otomatik bakım ve yönetim sağlayabilir. Bitkilerin büyüme durumunu, zararlı ve hastalık koşullarını ve su ihtiyacını izlemeye yardımcı olabilir, Sulama ve gübreleme planlarını en iyi şekilde analiz ederek yönetim verimliliğini ve kaynak kullanımını artırabilir.

Yapay Zekanın tasarım sürecimize olan faydaları bunlarla sınırlı değil, daha niceleri de mevcut elbette. Fakat burada unutmamamız gereken asıl nokta, yapay zekanın tamamen insan yapımı ve insan eliyle kontrol ediliyor olması. Yani, elimizdeki bu araç ne kadar kapsamlı ve büyük olursa olsun onu yönlendirecek olan bizim vizyonumuz ve duyarlılığımızdır. Bu aracı anlamlı ve faydalı kılacak asıl faktör doğaya bağımlı olan ve onun kurallarına boyun eğen insandır. İnsan doğada hayat bulan ve yaşamını sürdürebilmesi için de zorunlu olarak doğayla sıkı bir ilişki içinde olmak durumunda olan bir canlıdır. Bu nedenle dünyada insan dışında hiçbir canlı veya araç, insanın doğaya beslediği saygı ve bağlılığı besleyemez.
Sonuç olarak çoğumuzun ‘Mesleğimizi elimizden alacak gibi görünüyor’ dediği Yapay Zekâ, yalnızca insan izin verirse bu yetkiye sahip olabilir. Bizim işlerimizi, bizim yerimize yapmak için değil bize yardımcı olmak ve bizimle düşünmek için var olmalı. Ve Yapay Zekayı bu şekilde mümkün kılacak olan bizleriz.
Doğaya ve insana dair duyarlılığımız ve vizyonumuz güçlü olduğu sürece Peyzaj Mimarlığı ve Yapay Zekayı birlikte kullanarak hem daha yaşanabilir hem daha sürdürülebilir mekanlar yaratmak mümkün olabilir. Çünkü mesele yalnızca Yapay Zekayı kullanmak değil, Yapay Zekayı hangi amaçla ve nasıl yönlendirdiğimizdir. Yapay zekâ bize hız kazandırabilir, veri sağlayabilir, tahminlerde bulunabilir; fakat asıl yön veren, hâlâ bizim etik değerlerimiz, çevreye yaklaşımımız olacaktır.









