Homeopati, ilk kez 1976 yılında Alman hekim Dr. Christian Friedrich Samuel Hahnemann tarafından geliştirilmiş olup sonrasında Hipokrat tarafından duyurulmuştur. Özünde vücudun kendi kendini iyileştirme düşüncesine dayanan alternatif tıbbın bir yöntemidir.
Hahnemann’a göre yaşamsal güç mükemmel bir uyum içinde olduğunda sağlık var olurken bu uyumun bozulması durumunda ise hastalık ortaya çıkar. Yani hastalık, yalnızca semptomların fiziksel orataya çıkışı değil aynı zamanda da vücudun enerjik uyumunun bozulmasıdır.
Yaşamsal güç, yaşamın özü olarak kabul edilir ve vücudun hastalığa yanıt verme, iyileşme ve çevredeki değişikliklere uyum sağlama yeteneğini kapsar.
Bu bağlamda homeopati, yalnızca hastalık semptomlarını tedavi etmeye odanlanmaz bunun yanında hayati güce tekrar eski uyum ve dengesini kazandırmayı da hedefler.
Homeopati nedir?
Günümüz dünyasında kullandığımız fabrikasyon ilaçlar, formülasyonlarında bulundurdukları kimyasallar nedeniyle insan vücudunda birçok yan etkiye sebebiyet verirler. Fakat homeopatik ilaçlar bunun tam aksine hem insan vücudunda etkili bir iyileşme sağlarken hem de yan etkileri seyreltilmiş formülleri sayesinde yok denecek kadar azdır.
Homeopati benzer benzeri iyileştirir prensibini benimsemiştir. Bu prensibin savunduğu düşünce; bir hastalığın, sağlıklı bir insanda bu hastalık semptomlarına benzer semptomlar oluşturan bir maddeyle tedavi edilebileceğidir. Başka bir deyişle bu madde sağlıklı bir insanda hastalık semptomlarına sebep olurken hasta bir bireyde tedavi edici olarak işlev görür. Örneğin, Allium cepa (çiğ soğan) ile temas çoğunlukla göz ve burun çevresinde gözyaşı, berrak burun akıntısı, batma ve tahrişe sebep olur. Ancak yine Allium cepa, saman nezlesi olan hastalarda tedavi edici bir özelliğe sahiptir.
Homeopatik ilaçlar
Homeopatide kullanılan ilaçlar bitkilerden, minerallerden, hayvansal ürünlerden ve nadiren de biyokimyasal maddelerden oluşurlar. Homeopatik ilaçlar seri seyreltme ve şiddetli çalkalama işlemlerinin uygulanmasıyla hazırlanır. Temel düşünce, bir bileşenin seyreltilmesi ve çalkalanmasının onun iyileştiriciliğini arttıracağı şeklindedir. Hazırlama aşamasındaki bu seyreltme ve çalkalama işlemlerinin sayıca fazla gerçekleştirilmesi ilacın etki gücünün de bir o kadar artmasını sağlar. Bunun yanında ilacın seyreltik olması onun yan etkilerinin az olacağı anlamına da gelir. Homeopatik ilaçların seyreltilme oranları ve gücü bazı potenslerle ifade edilir. Örneğin X veya D potensleri bir bileşiğin 1:10 oranında seyreltildiği anlamına gelir. Aynı şekilde C potens de bir bileşiğin 1:100 oranında seyreltildiği ifade etmektedir. Bu seyreltmeler birkaç defa gerçekleştirilebilir. Bu duruma örnek olarak 3C potens şeklinde söylenen bir seyreltme oranı, C potens ölçeğinde (1:100) 3 kez seyreltildiği anlamına gelir.
Homeopatide reçeteleme sistemi önemli ölçüde farklılık gösterir. Genelde ‘klasik’ homeopatide, homeopatlar (uygulayıcılar) bir hastanın genel yapısına yani mevcut hastalıklarına, tıbbi geçmişine, kişiliğine ve davranışlarına karşılık gelen tek ilacı belirlemeye çalışırlar. Aynı geneleksel tanıya sahip iki farklı hasta çok farklı homeopatik ilaçlar alabilir. Yani homeopatik tedavi her hastaya özeldir.
Eğer tedavide ilaçlar kombinasyonlar halinde reçete edilirse buna da ‘karmaşık homeopati’ adı verilir.
Homeopatinin büyük ölçüde kanıtlanmamış olduğunu bilmekte fayda vardır.
Tek çare ilkesi
Homeopatide tek çare ilkesi, bir çarenin bir hastalığın tüm fiziksel, zihinsel ve duygusal semptomlarını kapsaması anlamına gelir. Homeopatik ilaç, içsel iyileşmeyi yani vücudun kendi kedini iyileştirmesini sağlamak amacıyla tasarlanmıştır. Tedaviler hastaya özeldir ve tek seferde sadece bir ilaç verilir. Bir seferde birden faza ilaç verilmemesinin nedenleri arasında birden fazla ilacın kendi aralarındaki etkileşim potansiyellerinin bilinmiyor olması, bir ilacın diğerinin etkisini yok edebilme ihtimali ve aynı anda birden fazla ilaç kullanımında hangisinin etki ettiğinin anlaşılmasının zor olması sayılabilir.
Tedavi sürecinde bazen iyileşme başlamadan önce semptomlarda başta kötüleşme görülebilir. Homeopati savunucuları, başlangıçta durumun hafif kötüleşmesinin bir problem olmadığını aksine ilacın vücudun içsel iyileşme mekanizmasını tetiklediğinin bir göstergesi olduğunu söylemektedirler.
Homeopati nasıl çalışır?
Birçok homeopatik ilaç ultramolekülerdir, yani orijinal çözünen maddenin tek bir molekülünün bile mevcut olma olasılığı olmayacak kadar seyreltilmişlerdir. İlaç etkileri geleneksel olarak biyokimyasal terimlerle anlaşılabilirlik kazanırken, homeopati tam bir bilinmezlik olmasa da muazzam bir entelektüel zorluk sunar. Birçok bilim insanı, yalnızca plasebo etkisi sayesinde homeopatik ilaçların klinik etkilerinin olduğunu savunmuştur. Ancak, homeopatik ve plasebo tabletler arasında önemli farklılıklar gösteren titiz, tekrarlanmış, çift kör, randomize çalışmalar yapılmıştır.
Bu soruya verilen cevaplar karışıktır. Bazıları kanıtları yetersiz bulmuş, sonuçlar için metodolojik önyargı gibi başka bir açıklama olması gerektiğini düşünürken bazıları da kanıtların gayet yeterli bulmuş ve homeopatik ilaçların henüz tanımlanmamış bazı biyofiziksel mekanizmalar tarafından çalıştığı olgusunu savunmuşlardır. Şu anda araştırılmakta olan olası bir açıklama, seri seyreltme sırasında çözücü (su) molekülleri arasındaki karmaşık etkileşimlerin, orijinal çözünen maddenin bir “hafızasını” korumak üzere kalıcı olarak değiştiği yönündedir.
Tedavi esnasında neler yaşanır?
Homeopatların kronik hastalıklar için yaptığı konsültasyonlar son derece ayrıntılı bir vaka geçmişine sahiptir. Hastalardan tıbbi geçmişlerini ve hali hazırda sahip oldukları hastalık semptomlarını anlatmaları istenir. Semptomların meydana çıkmasının ‘biçimlerine’ yani hava durumuna, günün saatine, mevsime vb. göre değişip değişmediğine özellikle dikkat edilir. Bunlara ek olarak ruh hali ve davranış, hoşlanılan ve hoşlanılmayan şeyler, strese verilen tepkiler, kişilik ve yiyeceğe verilen tepkiler hakkında da bilgi toplanır. Hastadan öyküsünü istemenin temelde amacı hastanın ‘semptom tablosunu’ oluşturmaktır. Bu homeopatik, Materia medica’da açıklanan bir ’ilaç tablosu’ ile eşleştirilir ve gereken ilaç reçete edilir.
‘İlaç tablosu’ örneği
Rhus toksikodendron
Eklem ağrıları
- Nemli havalarda ağrı ve sertlik daha da kötüleşiyor
- Geceleri sinirlilik ve huzursuzluk, yataktan kalkma zorluğu var
- Sırtta ağrı ve yatakta sürekli hareket etmeyi gerektiren sertlik var
- Ürtiker, veziküller. Soğuk havada cilt ağrılı hale geliyor
- Astımın cilt döküntüleriyle dönüşümlü olarak görülmesi
- Islaklığa, soğuğa, fırtına öncesine, dinlenmeye, ilk harekete maruz kalındığında kötüleşiyor
- Isı, sürekli hareket, ovma, sıcak banyo iyi geliyor
Reçete örnekleri
- Kuprum, bacak kraplarına
- Papatya, bebeklerde diş çıkarma rahatsızlığına
- Arnika, morarma ve travmaya
- Kantariler, sistite
- Aconite, krupa
- Kolosenth, bebek koliğine
- Rhus toks., eklem ağrısına iyi gelir.
Homeopatinin kansere etkisi
Hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalar, belirli kanser türleri için homeopatik ilaçların (geleneksel tedavilerle birlikte kullanıldığında) kanserin büyümesini engelleyebileceğini, semptomları azaltabileceğini ve yaşam kalitesini artırabileceğini göstermektedir. Ancak uzmanlar şu an için hayvan çalışmalarından elde edilen verilerin insanlara uygulanıp uygulanamayacağını söyleyememekte, bu nedenle de daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyulmaktadır.
Kanser Hastalarında Homeopati Kullanımı
Kanserli kişiler arasında CAM tedavilerini inceleyen bir çalışma, homeopatinin ikinci en popüler tür olduğunu ve çalışma katılımcılarının %39’unun kullandığını bulmuştur. Katılımcılar homeopatik ilaçları kanseri tedavi etmek amacıyla değil, kemoterapi ve radyasyonun vücutta oluşturduğu yan etkileri dengelemek için kullanmışlardır.
Yan Etkiler ve Uyarılar
Homeopatik ilaçlar genelde güvenlidirler ve önemli yan etkilere neden olmazlar çünkü bu ilaçlarda yüksek oranda seyreltilmiş bir maddeden çok az miktarda kullanılır.
Ancak homeopatik ürünler, herhangi bir hastalığın veya rahatsızlığın teşhisinde, tedavisinde, iyileştirilmesinde, önlenmesinde veya hafifletilmesinde güvenlik veya etkinlik açısından FDA tarafından incelenmemiştir. Ayrıca, homeopatik tedaviler FDA onaylı olmadığından, güvenlik, etkililik ve kalite açısından modern standartları karşılamayabilir.
Sonuç olarak
Homeopati, sağlığımızı geri kazanmanın hem en doğal hem de en az yan etkili yollarından biridir. Ancak yine de homeopatinin işe yaradığını ispatlayan çok az kanıt bulunmaktadır. Bu nedenle kullanımında dikkatli olunması gerekmektedir.
Ve tabii ki homeopati ve benzeri alternatif tıp uygulamalarını bir sağlık uzmanına veya eczacıya danışmadan denemeniz önerilmemektedir.
Kaynakça
https://www.memorial.com.tr/tedavi-yontemleri/homeopati
https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC1116906
https://www.verywellhealth.com/homeopathic-medicine-description-2249111









